16 Aralık 2018 Pazar Saat 18:34
ÇOK OKUNANLAR
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SOBANIN AKÖREN’E GELİŞİ
21 Ocak 2017 Cumartesi Saat 08:36
SOBANIN AKÖREN’E GELİŞİ

Son yüz yılın karı bol, çetin kışlardan birini geçiriyoruz. Ardı ardına yağan kar Anadolu’yu beyaza bürüdü. Bu beyazlık bereket getirir inşallah.

Günlük bazı zorluklarla karşı karşıya olduğumuzda muhakkak. Özellikle şehirde kaloriferli evlerde yaşayanlar rahat olsa da sobalı evlerde yaşayanların işi çok kolay olmasa da eskilere şöyle bir gitsek hepimiz şükür kelimesini derinden hissederiz.

Karın güzelliğini yaşayanlar hiç şüphesiz çocuklar ve tatil yapan öğrenciler. Toprağımız Akviran’da 1918 yılına gelinceye kadar soba bile yoktu. Odanın gerisinde bir ocak, ocağın içine konmuş kütük iliz iliz yanar ancak ocağın yanı biraz ısınır, onunda çoğunluğunu baca çeker götürürdü. Şimdiki gibi 3+1 veya 4+1 olacakta herkes kendi odasına kıvrılıp yatacak değil ya. Dağlardaki sarnıçlara gidip yardımlaşıp kar basması da cabası.

Dahası ÇARDAK SEKİSİ’n de odanın bir kapısı evin ahırına bakar. Tabi ki kış olunca da o kapı açık bırakılır ki hayvanların sıcaklığından yararlanılırdı. Nitekim çardak sekilerinde yetişip kendini beğenmişlere şöyle denirdi. (Oturduğu Çardak Sekisi, Çağırdığı İstanbul Türküsü) O yıllarda kışlar bu yılki gibi hep çetin geçerdi. Damlar toprak dam, kar yağmaya başladı mı tahtadan yaptığı kar küreğini alır çor çocuk damdaki karları kar kürümeye başlardı. Öyle ki sokaklar bazen öyle kar olur ki damdan dama geçilirdi.  Nitekim şu tekerleme bazı şeyleri anlatmaya yeter sanırım

90 Kütük dağdan

2 Kürük yağ davardan

2 Küp pekmez bağdan

Kış gelirse gelsin Mevla’dan

Bu günlerde yaşadığımız kış eskiden genelde üç ay sürerdi. O nedenle 90 kütük kışın vazgeçilmez zaruretiydi.

Tabi ki bu kadar kütük ihtiyacı demek dağlarımızdaki ardıçların yok olması demekti. Çare yok, donmamak için kesmek zorundaydı. Buda ormancı ile mücadele etmekti. Tabi ki Osmanlı’nın son dönemi 9 cephede savaşmak olunca ormanlara bakacak hali de yoktu. Sonraları devlet kendini yavaş yavaş toparlayınca, ormanların kesiminden ceza alanlarda eksik değildi.

1918 yılında Tütüncü Mehmet Ağa (İstanbul’da yaşayan Emekli Cumhuriyet Baş Savcısı Ahmet Karaoğlu’nun amcası) nın Konya’dan getirdiği odun sobası sayesinde Akviranlı sobayı gördü, tanıdı. İlk yıllarda Akvirandan tektük soba alanlar görülmeye başladı.

1940 lar dan sonra durumlar hayli değişti. Artık Konya’ya gidip soba almaya gerek kalmadı. Tenekeci Paşa’nın babası TahirTenekeci Konya’dan gelerek Akviran’da tenekecilik mesleğine başlaması, arkasından Tenekeci Muhittin Özdil ve onların yetiştirdiklerinin emekleriyle artık her evde soba olunca Akviranlı rahat etmeye başladı.

Yıllar birbirini kovaladı odun derken kömür sobası… kömür kaloriferi, kombi doğalgaz öyle rahata erdik ki bilmem bütün bu nimetlerin şükrünü eda edebiliyor muyuz?

Mehmet Karaoğlu (Tütüncü Mehmet Ağa)

Tenekeci TAHİR

Tenekeci Muhittin ÖZDİL

Bu yazı toplam 1241 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
YAZARLAR
Muzaffer Tulukçu
Henüz Yazi Eklenmemis
AKÖREN'DEKİ TARLA VE ARSALARINIZA DEĞER BİÇİLİR VE SATILIR:
TEL: 0506 510 01 60
AKÖREN'DEKİ ARSA VE TARLALARINIZ İÇİN: Tel: 0506 510 01 60
=}}} DETAY İÇİN TIKLAYINIZ......

ARŞİVDE ARA